Kariyer Molasından Dünya Turuna: Rota 6 Kıta ve İlk Durak Brezilya

Her şey, kariyerime kısa bir ara verip kendimi yeniden keşfetme isteğimle başladı. Hayatın koşturmacası içinde “Ben ne istiyorum?” diye sorduğum o arayış dönemindeydim. Tam bu sırada Türk Hava Yolları’nın “Rota: 6 Kıta” programı karşıma çıktı.
Bu sadece bir kampanya değil, dünyayı gezme hayalimi gerçekleştirmek için beklediğim işaretti. 6 farklı kıtaya ayak basmak, konfor alanımın dışına çıkmak ve dünyayı görmek… Kararımı vermiştim.
Bu blog serisinde, adım adım 6 kıtayı nasıl arşınladığımı, yaşadığım deneyimleri ve sizin de işinize yarayacak seyahat tüyolarını paylaşacağım. Hikayemiz, Türkiye’ye en uzak noktalardan biriyle, Güney Amerika ile başlıyor.
Neden İlk Rota Brezilya?
Rotayı belirlerken stratejik düşündüm. Kırmızı (Umuma Mahsus) Türk pasaportuna sahibim ve vizelerle uğraşmadan hemen yola çıkmak istiyordum. Ayrıca yakın mesafelere (Avrupa vb.) uçuş planlamak her zaman daha kolaydı.
Kendime dedim ki: “Şimdi vaktin ve enerjin varken en uzağa git.” Hem vizesiz olması hem de coğrafi uzaklığı nedeniyle ilk bilet şanslı talihli São Paulo‘ya kesildi.
Hazırlık Süreci: Heyecan ve Endişeler Bir Arada
Gitmeden önce beni en çok kaygılandıran konu güvenlikten ziyade bütçe idi. “Tüm bu seyahatleri karşılayabilecek miyim? Turu tamamlayabilecek miyim?” soruları zihnimi kurcalıyordu.
Burada size verebileceğim en basit ama en hayat kurtarıcı tavsiye şu: Boyuna asılan minik cüzdan çantalar. Askerde kullanılanlara benzeyen bu çantayı tüm seyahatim boyunca boynumda taşıdım. Pasaportlarım ve nakit param her an benimleydi (tişörtümün altında). Bu sayede kalabalıkta veya sokakta yürürken kendimi hep güvende hissettim.
Okyanus Aşırı İlk Adım: TK0015
Yaklaşık 13-14 saat süren okyanus aşırı uçuş gözümü korkutsa da, THY’nin direkt uçuşu (TK0015) sayesinde sanki uzun bir iç hat yolculuğu yapmışım gibi konforlu geçti. Uçak tekerlekleri São Paulo GRU Havalimanı’na değdiğinde hissettiğim şey sadece heyecan değildi; bu, büyük bir maceranın “başlama vuruşuydu”.
Kendi kendime “Here we go again” (İşte yine başlıyoruz) dedim. Artık geri dönüş yoktu.
São Paulo’da İlk İzlenimler ve Lojistik
Havalimanına indiğimde gördüğüm kaos ve kalabalık bana garip bir şekilde İstanbul’u hatırlattı. Sınır güvenliğinden geçerken bir Türk vatandaşıyla karşılaşmak ise günün sürpriziydi. Bana “Mutlaka New York’u da görmelisin” diyerek sonraki rotalarım için aklıma bir tohum ekti bile.
Şehir İçi Ulaşım Tavsiyesi: Brezilya’da havalimanından otele gitmek için kesinlikle Uber kullanmanızı öneririm.
- Valiziniz varsa çok güvenli.
- Fiyatlar Türkiye’ye kıyasla ve mesafeye göre oldukça uygun.
- Araç bulmak çok kolay.
Konaklama Stratejisi: İlk yurtdışı solo seyahatim olduğu için risk almak istemedim. Otel seçimlerimi ALL PLUS Voyageur kart avantajlarıyla, Accor grubu (Ibis vb.) otellerinden yana kullandım.
- Neden? Çünkü bilmediğim bir kıtada, global bir markanın standart temizliği ve güvenliği bana huzur verdi. Rezervasyonların online ve garantili olması, kafamdaki “Nerede kalacağım?” stresini sildi attı.
Rota Planı: Çemberi Tamamlamak
Brezilya rotamı bir çember olarak kurguladım:
- São Paulo: Başlangıç noktası (Direkt uçuş avantajı).
- Rio de Janeiro: Asıl görülmesi gereken rüya şehir.
- São Paulo: Dönüş uçuşu için tekrar geri dönüş.
Bu giriş yazısı, büyük resmin sadece bir özeti. Bir sonraki yazımda, bu maceranın hem başlangıç hem de bitiş noktası olan São Paulo‘yu mercek altına alacağız. Şehirde bulunduğum süre boyunca iki farklı bölgede ve iki farklı otelde konaklama şansım oldu.
Hangi bölge daha güvenli? Hangi otel konumu itibarıyla daha avantajlı? Bir sonraki yazıda bu otelleri ve lokasyonları detaylıca kıyaslayacağım.
Takipte kalın!
Görüntülenme Sayısı:
Cevher.org sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

